Saturday, 25 January 2014

Standard Chartered Dubai Marathon - 10 Km

Son bir buçuk aydır doğru düzgün koşamayışımın muthiş bir sıkıntısı vardı üzerimde son zamanlarda.

Türkiye'deki iki haftalık seyahatim sırasında ayağıma spor ayakkabılarımı giyip koşmadım belki ama oldukça hareketli bir dönem idi. Dönüşte beraberimde getirdiğim soğuk algınlığı ise neredeyse 15 günlük bir durma halini yanında ekstra olarak getirdi.

Baştan hastalıktan korktuğum için her türlü tedbiri alıp, zaruri hareketler haricindeki tüm aktiviteleri film, dizi ve evde bilimum bitki çayı tarifleri denemek şekline transfer ettim.

E ikinci haftayı ortalığımda soğuk algınlığından yadigar öksürük benden çok iş arkadaşlarıma endişe veriyordu. Ben de radikal bir karar ile, "neye inanırsan o gerçeğin olur" diyip, sapasağlam olduğuma ve eğer görmezden gelirsem öksürüğün de yok olacağına inandım.

Evet, gözlerini kapattığında saklandığını zanneden 3 yaşındaki çocuk zekasında olduğunu kabul ediyorum bu mantığın ama işledi. Benim için de mühim olan budur.

Bu mantık ile de bu salı Safa Park ta koşan arkadaşlarımın yanına "3,5 km lik öksürüğe meydan okuma yürüyüşü" yapmak için gitmiştim ki, akacak kan damarda durmaz misali, 5,5 km koşup eve geri geldim.

Protestomdan ürken öksürük, tamam ben ara ara yoklamayı ihmal etmem ama aldım ben cevabımı dedi ve arazi oldu.

Kazanılan zaferi taçlandırmak için ertesi güne hemen bir pilates dersi ve daha önceden yazıldığım 10 km lık Standard Chartered Dubai Marathonuna da yürüyerek değil koşarak katılmaya karar verdim.

Start öncesi hatıra fotografı çekip öyle koşuya başlayanlar ile başlangıç çizgisi. Lütfen sağdaki vinçten sarkan reklam panolarına da dikkat buyurunuz. 

Bu sene kosu parkurunun yerini değiştirdiler. Evime daha yakın ve daha güzel manzaralarda koşulacak olması sevindirici bir yanı idi ama ulaşım ve mekandaki organizasyon zaafiyetlerine bakınca Dubai ye bu yakışmadı dedim tüm katılımcılar ile beraber.


Başlangıçta gördüğüm bu yazı, çok şey vaad ediyordu ve hala bizi neler beklediğinden habersizdik.


Burj Al Arab manzarası ile koşu başladı. Biraz kalabalıktı, biz akıllılık edip ilk kalabalık tayfanın çıkmasını ve o hengamayi atlatmış halde biraz geriden başlamıştık. yürü - koş yapanlar arasında yavaş ama istikrarlı bir şekilde koşarak ilerliyorduk.


Dubai ye yolu düşenleri tepkilerinden bir tanesi de "ne kadar çok inşaat var" oluyor. Haksız da değiller, şehir hala "under construction" durumunda yani. Koşarken yanından geçtiğimiz "Dubai Tram" inşaatından bir manzara.



Koşarken neler hayal edip de çektim bunu ahh ahh.
Siz raylara daha da yaklaşıldığını, puslu bir sabahta çalışanın silüetinin ne de mistik duracağını hayal falan edin. Koşarken gördüğüm o idi, makineden çıkan da bu.
naapcazz el mecbur, hayal etmeye devam etcez.


Tünelden gelen ıslık sesleri ile hemen makineyi mini çantamdan çıkartıp tepeden hızlıca bir kare alayım dedim. O tünele geldiğimizde kimsenin bağırmayaşına ve enerjisiz bir şekilde gidişlerine gıcık olup beraber koştuğum arkadaş ile bağırmaya başladık. İlk baş yakınımızdakiler garip garip baksalar da bir anda ıslıklar, alkışlar, bağırtılar yükselerek bir enerji patlamasına döndü ki, herkes biraz daha hızlandı ve tünel sonrasındaki hafif rampayı da pıtır pıtır koşarak devam ettik.



Tek bir su istasyonu vardı 10 km lik yarış parkurunda. daha önceki organizasyonlarda 2 tane falan oluyordu. bence bu kadar buyuk şişe vermeleri de anlamsız, koşarken insan tamamını içemiyor ki biraz elinde taşıyıp münasip bir noktaya atıyor. ben ille de bir agaç ya da çime suyu dökmeyi deniyorum, bari doğaya geri dönmüş olsun mantığında.

Koşu sırasında hiç bir yerde kontrol noktasının olmayışına ve görevlilerin insanları yönlendirmeyişine çok şaşırmış ve bu eksiklik neden diye düşünmüştüm. dönüşlerde insanlar parkur dışına çıkabilir, belki kestirme yapıp kandırmaca yapabilir, normalde koşularda farklı kontrol noktaları olur, eğer üzerinde taşıdığı çip ile o kontrol noktasından geçmez ise finish de görülen skor sayılmaz ve koşucu diskalifiye olur. Ve biz tüm parkur boyunca saldım çayıra mevlam kayıra modunda koştuk.

Son 400 m ye geldiğimizde bir anda ortalık kalabalıklaştı ve çat diye durmak zorunda kaldık.


Ne oluyor diye bakınınca anladık ki, bizim yani 10 km koşucularının önünü güvenlik kapatmış durumda. Çünkü ana yoldan Elit Maratoncu atletler gelecekler.

İşte o Elit atletlerden biri.


Şimdi doğruya doğru, 42 km 195 m ye uçan adımlar ile gelen birisinin önünde ağır aksak koşan ya da yürüyerek 10 km finish çizgisine gelenlerin aynı karede olması çok büyük haksızlık olurdu ve maraton birincisine hakaret bile sayılabilir.

 Ama bunun önüne geçmenin yolu, 10 km koşanların yolunu kapatmak kesinlikle kabul edilemez bir şey.

18 yaşındaki Mekonnen Asefa Tsegaye, 2 saat 4 dakika 32 saniye ile bu senenin birincisi. Aynı zamanda bu yarış da kendisinin ilk yarışmasıymış. Finish den güzel bir fotograf ile beraber birinciliğinin haberini de buradan okuyabilirsiniz.

Evet bizler Asefa gibi koşucular değiliz ama oraya katılan herkesin kendi skorunu iyileştirmek, kendisini geliştirmek gibi bir derdi var.

Aslında çözüm basit, iki farklı bitiş çizgisi olur. oldu bitti. Istanbul da bu sene yapılan gibi. Ya da daha önceki yıllarda bunların da yaptıkları gibi.

Neyse.. daha fazla organizasyonun eksikliklerindan bahsetmeye gerek yok.

Bir de bunun eğlence faslı var.

Tüm dünyada koşulara kostümleri ile katılan insan sayısı oldukça fazla. Motıivasyonu nedir bilmiyorum ama onları her yarışta görüp selamlamayı seviyorum.

İste bir Roma askeri, mahsur kaldığımız yerde migferini yakaladım.


Elvis ile Michael Jakson koyu bir sohbet içinde uçarak gelen Etiopyalı atletleri izliyorlar..

Etiopya dedim de bahsetmeden edemeyeceğim, Maraton sıralamarında ilk 10 çoğunlukla Etiopya'dan çıkıyor. Bir Maraton geleneği sanki.

2014 Standard Chartered Dubai Marathonun sonuçlarından da farklı bir şey çıkmadı. İlk on listeyi görmek için yapmanız gereken şuraya tıklamak.

Listeye baktığınızda kadınlar kısmında 10. sıradaki Türk Bayrağını görünce siz de benim gibi sevinip kim yahu bu Sultan Haydar dediniz mi?

Hemen bayraği görüp milli duygularınız kabarmasın kendisi Nikola Boriç tarafından hazırlanan, Enkaspor a bağlı 1985 Etiopya doğumlu bir genç atlettir. 2008 yılında da ülkemize duyduğu aşk ile Türk vatandaşlığına geçmiştir.





Post a Comment